Pamukkale.ioHierapolis ve ötesiGez & Gör
Hierapolis Cehennem Kapısı (Plutonium) ve Arkasındaki Gerçek
Hierapolis'teki Cehennem Kapısı (Plutonium) antik çağda ziyaretçileri gerçekten öldürüyordu. Arkasındaki karbondioksit bilimini ve bugün görülebilecekleri derledik.
Güncellendi

Hierapolis Cehennem Kapısı (Plutonium) ve Arkasındaki Gerçek
Hierapolis’teki Plutonium (Cehennem Kapısı), yeraltı tanrısı Pluto’ya adanmış küçük bir mağara tapınağıdır ve antik dönemdeki karanlık şöhretini sonuna kadar hak eder: İçeri giren hayvanlar birkaç dakika içinde ölürken, tapınağın rahipleri burayı hiçbir zarar görmeden terk edebiliyordu. Bu gizemin arkasında büyü değil, karbondioksit gazı yatıyor. Mağara bugün bile tehlikeli olduğu için içi ziyarete kapalı; ancak etrafındaki seyir platformu, restore edilen Hades ve Cerberus heykelleriyle Hierapolis antik kenti içinde görülmeye değer duraklardan biri.
Roma kaynaklarına göre yeraltı dünyasının kapısı
Antik yazarlar Plutonium’u Hades’e açılan gerçek bir kapı olarak görüyordu. Coğrafyacı Strabon, burayı etrafı çevrili bir açıklığın altındaki delik olarak tanımlamış ve buradan çıkan gazın içeri giren her canlıyı anında öldürdüğünü yazmıştı. Romalı ziyaretçiler bunu test etmek için tapınağa gelir; boğalar, serçeler hatta köpekler kurban edilerek canlı kanıt olarak içeri gönderilirdi. Kibele’nin hadım rahipleri (Galli) ise mağaraya rahatça girip çıkabiliyordu. Bu durum, halk arasında rahiplerin ilahi bir korumaya sahip olduğuna dair bir inanç yaratmıştı.
Tapınak, Apollo Tapınağı’nın hemen bitişiğinde yer alıyor ve bu yerleşim tesadüfi değil. Grekoromen dünyasında, doğal gaz sızıntısı olan yerlerin üzerine kurulan tapınaklar kehanet merkezi olarak kabul edilirdi. Hierapolis’te bir yanda ışık ve kehanet tanrısının tapınağı, birkaç metre ötesinde ise ölüler tanrısının kapısı yan yana duruyordu. İki yapı aynı temel duvarını paylaşıyor; yukarıdaki tiyatrodan aşağıya baktığınızda, bu yapıların aynı terasta ne kadar bitişik inşa edildiğini görebilirsiniz.
Mağara hayvanları neden gerçekten öldürüyordu?
Mitin arkasındaki bilimsel gerçek, yerin altındaki jeolojik yapıyı bilince oldukça basit. Hierapolis, hemen yakındaki antik havuzun termal suyunu besleyen aktif bir jeotermal hattın üzerinde kurulu. Bu hareketli zemin aynı zamanda karbondioksit gazı da salgılıyor. Plutonium mağarasının dar ve kapalı alanında bu gazın dağılacak yeri yok. Karbondioksit havadan daha ağır olduğu için mağara tabanında birikir. Kafası yere yakın olan bir boğa veya kuş saniyeler içinde saf karbondioksit soluyarak bayılır ve ölürken; dik duran ve başı gaz seviyesinin çok üzerinde kalan bir rahip normal havayı solumaya devam ediyordu. Mucize değil, tamamen boy farkı.
Jeolog Hardy Pfanz tarafından 2018 yılında yapılan bir araştırma, serin gece saatlerinde gazın dağılmadan birikmesiyle mağara ağzındaki karbondioksit oranının %90’a ulaştığını ölçtü. Gündüzleri güneş ışığı ve rüzgar bu tabakayı biraz dağıtsa da, giriş yakınındaki değerler hala tehlikeli seviyelerin çok üzerinde. Mağaranın bugün hala çitlerle kapalı olmasının nedeni de bu: İki bin yıl önce kurbanlık boğaları öldüren gaz bugün de aynı yerde duruyor.
2013 yılındaki keşiften sonra bugün neler görülebilir?
Plutonium’un tam yeri, yüzyıllar boyunca yıkılan taşların ve biriken toprağın altında kaldığı için uzun süre bulunamadı. İtalyan arkeolog Francesco D’Andria ve ekibi, 2013 yılında burayı yeniden keşfedip kazdı. Mağara girişi, antik dönemde izleyicilerin oturduğu tiyatro benzeri taş basamaklar ve antik tasvirleri neredeyse birebir doğrulayan yapı parçaları ortaya çıkarıldı.
Bugün burayı ziyaret ettiğinizde içeri giremiyorsunuz; sadece dışarıdan görebiliyorsunuz. Güvenli bir mesafede durmanızı sağlayan cam bir bariyer ve seyir yolu yapılmış. Mağaranın ağzından, aşağıdaki sıcak ve mineralli sudan yükselen hafif buğuyu genellikle görebilirsiniz. Yakınına yerleştirilen Hades ve üç başlı köpeği Cerberus’un restore edilmiş heykelleri, buranın antik önemini gözünüzde canlandırmaya yardımcı oluyor. Hierapolis bölgesindeki kazılar devam ettiği için ziyaret alanının düzeni yıldan yıla ufak değişiklikler gösterebilir.
İlk kez gidenler için burayı bulmak çok kolay olmayabilir. Plutonium, tek başına açıkta duran bir yer değil; Hierapolis tiyatrosunun hemen altında, Apollo Tapınağı kalıntılarının bitişiğinde yer alıyor. Burayı ayrı bir rota gibi değil, antik kent içindeki uzun yürüyüşünüzün bir parçası olarak planlamanızı öneririz. Kazı çalışmaları sebebiyle geçiş yolları değişebileceğinden, gitmeden önce güncel bilet ve saatler sayfasını kontrol etmenizde fayda var.
Plutonium’u görmek çok uzun sürmez; platformda 5-10 dakika geçirmek yeterlidir. Ancak burayı Hierapolis rotanızın geneline iyi yerleştirmeniz gerekir. Çevredeki tapınaklar, hamamlar ve nekropolü kapsayan daha geniş bir plan için Hierapolis antik kent rehberimize göz atarak kendinize en uygun rotayı çizebilirsiniz.
Bu yerler nerede
Mesafeler traverten girişinden. Bir işarete dokun, o yerin rehberi açılsın.
Haritadaki tüm yerler
- Antik Havuz (Kleopatra Havuzu)
- Pamukkale'nin traverten terasları
- Hierapolis Antik Kenti (Rehberi yakında) · 0,7 km travertenlerden
- Karahayıt: kırmızı termal kaynaklar · 5,1 km travertenlerden
- Laodikeia: vadinin karşısındaki antik kent · 9,9 km travertenlerden
- Denizli: Pamukkale'nin yanı başındaki çalışkan şehir · 15,9 km travertenlerden
- Tripolis: Menderes kıyısında neredeyse boş bir Roma kenti (Rehberi yakında) · 19,8 km travertenlerden
- Kaklık Mağarası: yeraltı Pamukkalesi · 24,2 km travertenlerden
- Çal Bağ Yolu: Pamukkale'den bir saat uzakta yüksek rakım şarabı (Rehberi yakında) · 29,6 km travertenlerden
Pamukkale turları ve günübirlik geziler
Planlama derdine girme. Aşağıdan bir tema seç; rehberli turları, balon turlarını ve günübirlik paketleri karşılaştır. Birçoğunda anında onay ve ücretsiz iptal.
- Pamukkale + Hierapolis günübirlik tur
- Sıcak hava balonu turu
- Gün batımı turu
- İzmir'den günübirlik
- Antalya'dan günübirlik
- Kleopatra antik havuzu
Yolun buraya mı düşüyor?Nasıl gidilir →